Harpa

2) AGH yaptığın ülke, kültürü, insanları, yemekleri vs. hakkında ne söyleyebilirsin?

İzlanda gerçekten çok farklı bir ülke. Ada ülkesi olması sebebiyle diğer toplumlardan izole olarak gelişmiş ortamdan bahsediyoruz. Dolayısıyla hem insanlar hem doğa çok uzun zamanlar boyunca dışarıyla etkileşime geçmemiş ve kendine özgü ve benzersiz olan şimdiki durumunu almıştır.
Dünyanın en kuzeyinde bulunan başkent olan Reykjavik, İzlanda nüfusunun %60’ına ev sahipliği yapar, her köşesi ayrı bir sanat eseri, ayrı bir güzellik içerir. Neredeyse binaların yarısında hayranlık uyandıran sokak sanatları bulunur ve saatlerce bakmak istersiniz. Bu şehir oldukça küçük olmasına rağmen keşfedecek yerler o kadar fazladır ki ne kadar uzun kalırsanız kalın asla bitiremezsiniz. Harpa ve hallgrimskirkja şehrin en bilinen manzaralarıdır.

Harpa Reykjavik sahilinde tam merkezdeki göz kamaştıran konser salonudur. İçeride ücretsiz internet ve bolca oturacak yer vardır. O yüzden turistlerin şehri keşfederken arada dinlenmek ve ısınmak için girdiği sığınak görevi de görür. Çoğu büyük etkinlik Harpa’da düzenlenir. Ayrıca her akşam İzlanda geleneklerini, hikâyelerini öğrenebileceğiniz İngilizce tiyatro oyunları vardır. İçerisinde özel tasarım İzlanda ürünleri alabileceğiniz dükkânlar vardır ancak parası da özel tasarım olduğundan cep yakar, yine de orijinal şeylere meraklıysanız o dükkânları gezmek keyifli olacaktır. Güneş battıktan itibaren Harpa ışıkları açılır ve bir düzen halinde yanıp sönerler, işte o zaman tam fotoğraflık halini alır. Özel günlerde günün amacına uygun olarak özel desenler yansıtılır.

Hallgrimskirkja

İzlandanın en yüksek binasıdır ve içi dışı bembeyazdır. Üste çıkmak için asansör vardır ve asansöre mağazasından bilet alınır. Epey bir kuyrukta sıra bekledikten sonra yukarıya çıkılır. Göreceğiniz manzara arama motoruna İzlanda yazınca karşınıza çıkan kutu kutu renkli evlerin tepeden simetrik görünümü olacaktır. Hemen önündeki heykel Leifur Eiríksson’un heykelidir. Leifur Eiríksson kâşiftir ve İzlanda’nın Viking Çağı döneminin kahramanıdır ve Kuzey Amerika’ya, Grönland’ya yola çıkmış ve kıtanın farklı bölümlerini keşfetmiştir.

Reykjavik oldukça kaliteli, eğlenceli müzelere ev sahipliği yapar. Ben müze gezmeyi sevmem, sıkılırım klişesi bu ülke için geçerli değildir. Örneğin Saga Museum kesinlikle ziyaret edilmelidir. Girişte eşyalarınızı bırakıp geleneksel Viking kıyafetleri giyip balta kılıç elinizde İzlanda Sagalarını o zamanın atmosferinde öğrenirsiniz ve dışarı çıkmak istemezsiniz. İzlanda’dan Viking Selfiesi çekilmeden çıkmadım demezsiniz. Onun dışında Whale Museum doldurulmuş gerçek balinalara dokunup seslerini duymanız için size su altı ortamı sağlar. İçinde bir kafe vardır ve bir adet kahve ücretsizdir. Orada oturup dinlenirken etrafınızdaki balinaları izlersiniz. Uğradığınız en ilginç kafe olacaktır.

Hallgrimskirkja

İzlanda’nın bitki örtüsü “moss” (bilimsel adı: cetraria islandica) denen yosun tabakasıdır ve onun dışında bitki çeşidi çok azdır. Resimdeki gibi dünya dışı bir görüntü verir İzlanda’ya. Ancak bilmeniz gereken bir şey vardır ki İzlandalılar için bu yosun tabakasının üzerinde yürümek çok ayıptır ve büyük saygısızlıktır. Çünkü moss’a basarsanız ayak iziniz çıkar, yapısı zarar görür ve on yıllarca kaybolmaz. Yani hoş görünse de uzaktan bakmakla yetinmelisiniz. Çoğu turistik bölgede moss’a girilmemesi için tabela olduğunu göreceksiniz ancak ülkenin geri kalanında yazılı olmayan bir kuraldır moss’a girmemek. Proje’nin konusunun İzlanda doğasını korumak olduğunu düşünürsek bu konuda gönüllülerin özellikle hassas davranması beklenir, bu yüzden bu konuda bilinçli olmalıdır.

Puffin kuşları kuzey kutbuna yakın bölgelerde yaşayan veizlanda’nın milli sembollerinden biri haline gelmiş oldukça sevimli kuşlardır.Her turistik hediyelik eşya satan dükkânın önünde bir tane kocaman puffin kuşupelüş oyuncağı görürsünüz. Genel olarak çok arkadaş canlısı ve insandan kaçmayan hayvanlar oldukları söylenir ama ben 20 metreden fazla yakınlarınagelemedim hemen etrafa saçıldılar. Reykjavikten, puffin kuşu izleme turlarıiçin birkaç saatlik tekne turları kalkar ama harpa taraflarında ya da sahildeyürürken de sık sık puffin görebilirsiniz. İzlanda atları da puffin kuşlarıkadar İzlanda için bir ikondur. Soğuk havaya karşı dayanıklı olan bu hayvanlarnormal bir ata göre oldukça şişman ve kıllıdırlar. Bazılarının gözleriningörebilmesi için sahipleri yüzündeki tüyleri kısaltmak zorundadırlar. At safariyekatılarak onlara yaklaşma ve binme şansı elde edebilirsiniz.

Moss

Geleneksel İzlanda mutfağının çoğu beklendiği üzere et ve balıktır. Genellikle tabakta asıl yemek olarak büyük bir balık, et bulunur ve yanında ona uygun yoğurt ve ya diğer soslarla servis edilir. En meşhur geleneksel İzlanda yemekleri hallgrimskirkja’nın hemen karşısında bulunan Loki restorandır.

İzlanda’ya seyahat ederken yanınıza alabildiğiniz kadar hazır yemek almalısınız çünkü İzlanda kronunun pahalı olması dışında yemek en pahalı harcamanız olacaktır. Et ve balık dışındaki her şey çok pahalıdır ve çoğu ithal edilir. Vegan ve vejeteryan arkadaşların turistik alanlar dışında çok zor yemek bulacağını özellikle belirtmek gerekir.

İzlanda’nın kendi yoğurt çeşidi “skyr” yoğurt mayasından farklı bir mikroorganizma tarafından mayalanır. Tadı yoğurt ile krema karıştırılmış gibidir ve çok fazla çeşitlerde marketlerde bulabilirsiniz. Sağlıklı ve lezzetlidir. İzlanda kendi hotdog çeşidine sahiptir. Pylsur denen bu hotdog için metrelerce kuyruk oluşturmuş turistleri görünce şaşırabilirsiniz. Hem eti hem de sosu İzlanda’ya özel bir tarifle yapılır.

Bana en ilginç gelen şey deniz tuzlu çikolataydı. Gördüğümde tepki olarak gülmüştüm ama yeni tatlara meraklı olduğumdan kesinlikle denemeliyim demiştim ve hemen almıştım. Sonuç; bağımlısı oldum sürekli yememek için kendimi zor tutuyorum dönünce en çok özlediğim şeyin ne olacağını ilk tattığımda anladım diyebilirim.

Gulfoss

Reykjavik’e en yakın olan gezilecek yerler gullfoss şelalesinin de bulunduğu “Golden Circle” denilen bölge ve blue lagoon’dur. Gullfoss’un ikinci hecesi foss İzlandacada şelale demektir. İzlanda’yı gezdikçe çok fazla bu şekilde İzlandaca kelime sökeceksiniz, bütün şelalelerin foss ile bitmesi, bütün buzulların jökull ile bitmesi, tüm dağların fjall ile bitmesi size bu üç kelimeyi mutlaka öğretecektir.

Ben gittiğimde o kadar soğuktu ki parmaklarım kıpkırmızıydı. Kar fırtınası vardı ve fotoğraf çekmek için elimi yüzümden çekememiştim bile. Ama o fotoğraf bence İzlanda’da çekildiğim en efsanevi en muhteşem fotoğrafımdan biri oldu. İzlanda’ya ilk kez gittiğimde gezerken çok fazla hipotermiye yakın tecrübeler yaşamıştım. Orada gezmek o kadar güzeldi ki çoğu zaman üşüdüğümü parmaklarımın hareket kabiliyeti kaybolana fark etmedim ve oldukça kalın kıyafetlerime rağmen böyle olmuştu. Bu yüzden AGH projesi için ikinci kez gittiğimde oldukça tedbirli ve düzgün bir valiz hazırladım. İzlanda’da hayatta kalma teknikleri başlığı altında kıyafet detaylarını ayrıca vereceğim.

Onun dışında hem reykjavik’e yakın olması hem de bunun gibi birçok muhteşem doğal güzelliklere sahip olması sebebiyle Golden Circle yoğun ziyaret edilen bir alandır. Thingvellir National Park, The Geysir Geothermal Area, Gullfoss, Fontana Geothermal Baths, The Crater Kerid, Secret Lagoon in Fludir gibi bir çok görülecek yer Golden Circle alanında bulunur (isimleri özellikle isterseniz kendiniz araştırın diye çevirmiyorum)

Geldik bende hayranlık yaratmış en özel kısma; Blue Lagoon…

Blue Lagoon milli park statüsündeki bir jeotermal havuzdur. En pahalı yerlerden biri olsa da mutlaka ziyaret edilmelidir, gerekirse diğer seyahatlerden fedakârlık yapıp parası bu etkinliği ayrılmalıdır kesinlikle buna değecektir. Ancak gitmeden önce dikkat edilmesi gerek şeyler var;

Yer bulabilmek için haftalar öncesinden resmi internet sitesinden yer ayırtmak gerekir, fiyatlar akıllara zarar derecede uçuktur giriş saatine göre biletler verilir en ucuz bilet sabah 7 – 8 civarı girişi olandır. Çıkışlar serbesttir istediğiniz zaman ayrılabilirsiniz, akşam saat 10.00’a kadar dönüş için ulaşım vardır. Suyu aşırı sıcaktır ve sürekli içeride kalmak terleyip su kaybettirebilir, yanınıza bol mineralli hatta içine azıcık tuz katılmış su almak hayat kurtarıcı olacaktır, orada bir şeyler yiyip içmeye kalkarsanız da yine epey paranız gidecektir. Su aşırı sıcakken dışarısı da aşırı soğuk olacaktır, girip çıkarken şoklanmaya hazır olun ani değişimlerden sersemleyebilirsiniz. Killi su saçları öyle bir düğümler ki duşlarda saç kremi verirler tarağı yanınızda getirin, şampuan da paralıdır, dönene kadar kafam kilden kaşınır derseniz yanınıza almalısınız. Saç kurutma makinesi neyse ki soyunma odalarında vardır. İçeride ücretsiz wi-fi vardır bol bol fotoğraf çekip anında yükleyebilirsiniz (tabi telefonunuz suya dayanıklı ya da kılıflı ise). Buhardan kaynaklanacak bulanık fotoğraflar için şimdiden çözüm üretin yoksa çektiklerinizin %95i düz beyaz olacaktır. Turistlerin kaynaştığı herkesin güler yüzlü olduğu çok güzel bir ortamı vardır. O manzara eşliğinde yüzmeye başlayınca zaman duracak ve sonsuza kadar orada kalmak isteyeceksiniz.

İzlanda şehirlerinin kafa karıştırıcı bir yanı vardır. Okulda öğrendiğimiz köy, kasaba, şehir sayılma kuralları burada geçerli değildir. Küçük bir nüfusa sahip oldukları için yan yana gelmiş birkaç ev bile şehir statüsü alır. O yüzden uluslararası havalimanı Keflavik International Airport Reykjavik’e bir saat uzaklıkta olmasına rağmen bir yabancı için dışarıdan Reykjavik’in havaalanı gibi görünse de o havaalanı Keflavik diye ayrı bir şehre aittir. Eğer seyahat ederken Reykjavik havaalanına gitmek istiyorum diyerek yol sorarsanız Reykjavik içindeki yurtiçi uçuşların ve Grönland’a giden helikopterlerin kalktığı başka küçük havaalanına gönderilirsiniz (aman dikkat!!). Yine milli park olan Blue Lagoon çok yakın olsa da Reykjavik’te değildir Grindavik’tedir. Vik sahil demektir ve sahil şeridi olan şehirlerin sonu vik ile biter (yine İzlandaca bir kelime çıktı karşımıza). Uzun lafın kısası iki tane kutu kadar binası olan her yer şehir ile isimlendirilir ve ona göre adres belirtmelisiniz.

Batı İzlanda’dan çıkıp adanın kalan yerlerini gezmek istiyorsak karşımıza çıkan rota ring-road denilen ve adayı dış tarafından çevreleyen ve çoğu görülmesi gereken yerlerin üzerinde bulunduğu rota çıkar. Bu rota yaklaşık bir hafta içerisinde, daha yavaş keyfi çıkarılarak gezilmek isteniyorsa yaklaşık on gün içerisinde tamamlanabilen Reykjavik’te başlayıp Reykjavik’te biten halka şeklindeki bir rotadır. Tam bir İzlanda turu yapmak için gerekli ring-road durakları da şu şekildedir. (kaynak: guidetoiceland.is)

Ring-Road

Henüz bu yolculuğu yapmadım ve yaparsam da her tecrübemi, dikkat edilmesi gereken noktaları, ayrıntıları tek tek anlatacağım.

Böyle bir ülkede bir yıl boyunca proje yapmak gerçekten heyecan verici. Sanki gerçek olmayan bir dünyaya gizli bir geçitten gelmişim de burada kendi sihirli varlıklar içeren peri masalımı yazıyormuş gibi hissediyorum. Game of Thrones, Starwars gibi dünya dışı yerlerde geçen filmlerin belli sahnelerinin burada çekilmiş olması ne demek istediğimi yeterince anlatıyor zaten (bu arada bu filmlerin fanları için de özel turlar bulunur). Sanki projemi bir adada değil de dünya dışında yapıyormuş gibiyim. Buraya geldiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum, bunun için Pi Gençlik Derneği’ ne çok teşekkür ederim ve aynı duyguları yaşamak isteyen buraya merak salmış insanlara yazılarımla biraz yardımcı olabildiysem daha da iyi hissediyor olacağım.

Bu sayfayı paylaş!

One thought on “İzlanda’ da AGH Deneyimi (2) – Gönüllümüz Ece Çifçi Anlatıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WordPress Image Lightbox