Benim adım Ömer Karabacak, uzun bir hayat hikayem var fakat burada sizinle sadece ‘ESC’ deneyimimi paylaşmak istiyorum.

Lisanstan mezun olduktan sonra yurtdışında uzun bir maceraya atılmak istedim, araştırdıktan sonra bunun en iyi yolu olarak ESC projelerine katılmak olduğunu gördüm. Hem gönüllü olarak çalışma imkânı sağlıyor hem de yabancı insanları yakından tanıma fırsatımız oluyordu. Yaklaşık 80’den fazla projeye başvuru yaptım fakat bunlardan sadece ikisi dönüş yaptı ve benim için en iyi tercih Bulgaristan’dı. Farklı bir dil, kültür ve toplum.

Projeyi tercih ederken Bulgaristan hakkında pek de bir bilgi sahibi değildim. Bu sebepten Türkiye’nin komşusu olan Bulgaristan hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu projeye katılmaya karar verdim. Pi Gençlik Derneği bana vize işlemlerinde ve ülke tanıtımında oldukça yardımcı oldu ve özellikle dünyada korona salgını başlayınca bizlerle iletişime geçerek korona sürecinin bu projeye etki edecek faktörlerini ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini aktardılar.

Projemden bahsetmem gerekirse, Bulgaristan’nın Sliven şehrinde 1 yıl boyunca “Grab The Mic” projesinde yer aldım. Bu projedeki görevim radyoda canlı yayın yapmak, playlist hazırlamak ve video üretmekti. İçerik üreticisi olmak benim severek yaptığım ve kendimi mutlu hissettiğim bir alandı çünkü istediğim içeriği üretebilmekte ve bunu uygulamaya koymakta herhangi bir sınırlandırmam yoktu. İçeriklerimi çeşitlendirirken sosyal sorunlara da değinmek istedim ve haftada bir gün radyodaki canlı yayınımda bir sosyal sorunu ele aldım, konuyu detaylı konuşmak ve fikir almak için yayınıma konuklar davet ettim.

Tarih ve kültürel konulara oldukça meraklıyımdır. Farklı bir ülkede farklı bir kültürle iç içeyken bu durum içerik üretme açısından bana bir fikir verdi. Bende yaşadığım şehir olan Sliven’in tarihini, bölgedeki insanların toplumsal ve kültürel yapılarını inceleyerek bir video hazırladım. Sonra bu video ile birlikte Sliven’le ilgili her hafta yeni bir video paylaşmaya başladım. Bu videolar ilgi çekince Supervisor’ıma kendi kişisel projemi sundum ve kabul edildi. Bu projenin içeriği farklı şehirlerdeki yerel üretim tesislerine (fabrikalar, iş yerleri vb.) giderek onların işleyişlerini, vizyonlarını, tarihsel arka planlarını ve geleneklerini inceleyerek Bulgaristan’ın tanıtımına olan katkılarını videolar halinde hazırlamaktı. Bu iş yerlerinin ithal ürün kullanmadan tamamiyle yerel kaynaklarla çalışmasının ve bunu geleneksel yollarla yapıyor olmalarının nedenlerini araştırdık. Bu araştırmaları bir mini belgesel dizisi haline getirdik. Dizimizin ismi ‘Made in Bulgaria’ oldu.

Bu projeye katılmamdaki bir sebepte farklı ülkeleri gezebilme şansımın olacağı inancıydı. Fakat Pandemi dolasıyla bu inancım gerçekleşemedi. Ülke olarak sadece Romanya’ya seyahat etme şansım oldu. Bunun yanında Bulgaristan içerisinde birçok şehre seyahat etme fırsatı da yakaladım.

Bir Türk olarak Bulgaristan’nın kültürüne alışmam fazla zamanımı almadı çünkü Türkiye ve Bulgaristan kültürleri ve insanları oldukça benzerler. Son olarak söylemeliyim ki gönüllü olarak katıldığım bu projeyi benzer düşüncelere sahip olan kişilere de tavsiye ederim.

AGH-168 Bulgaristan Projemizin Gönüllüsü “Ömer Karabacak”
Pi Gençlik Derneği


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.