Hayatım boyunca mücadele ettim engellerle. Bazen fiziksel, bazen toplumsaldı bunlar. Ama ne olursa olsun hayallerimi asla bırakmadım. Belirlediğim hedefleri tek tek, adım adım gerçekleştirdim.

Bu benim daha güçlü ve mutlu olma yolunda attığım yolculuğun bir adımı. Üniversite arkadaşım anlattığından beri, en büyük hedeflerimden biriydi Avrupa Gönüllü Hizmeti yapmak. Kabul aldığım projeyi bulmak ve gerekli işlemleri yaptırmak oldukça uzun bir süreçti. Ama benim, ailemin ve Pi Gençlik Derneği’ndeki arkadaşlarımın sayesinde zaman su gibi akıp geçti ve şimdi 6 aylık projem kapsamında Viyana’da yaşıyorum. Gönüllü olup bana ihtiyacı olanlara yardım etmek, farklı bir ülke ve kültürle iç içe yaşamak, kendimi geliştirip ilerlemeye devam etmek harika bir duygu.

Bundan birkaç yıl önce Erasmus yaptığım ve çeşitli gençlik değişimlerinde yer aldığım için yurtdışı seyahati konusunda deneyimli sayılırım. Sosyal medya üzerinden bu seyahat ve deneyimlerimi okuyanlar olabilir. AGH yapacağımı anlattığım zaman bu konuyla ilgili daha fazla bilgi isteyen onlarca kişi bana ulaştı. Hem süreci açıklamak, hem de Viyana’da yaptığım aktiviteleri anlatmak için kaleme alıyorum bu yazımı.

Öncelikle internetteki proje veri tabanlarını inceledim. Facebook’ta güncel projelerin paylaşıldığı gruplara dahil olup ilgimi çeken projelere başvurdum. Ama baktım ki, hiçbir cevap alamıyorum; kendimi tanıtıp bana uygun olabilecek bir projeye yönlendirilmek istediğimi anlattım. Ortopedik engelli olduğum için bana uygun şartları sunabilecek bir proje ve kurum bulmam gerekiyordu. Ayrıca Türkiye’den gönderen kuruma ihtiyacım vardı. Bundan kısa bir süre sonra, fiziksel engelli katılımcı arayan bir proje çağrısına yönlendirildim. Grenzenlos adındaki bu organizasyon gençlik alanında çeşitli projeler yürütüyordu ve engelli gençlere gönüllü olma fırsatı veriyorlardı. O kadar mutlu olmuştum ki, hemen motivasyon mektubu ve Europass CV hazırlayıp başvurdum. Kendimi tanıtıp üniversite eğitimimden, Avrupa seyahatlerimden, gelecekteki hedeflerimden bahsetmiştim. Yeniliğe ve öğrenmeye açık olduğumu vurguladım. Bana verdikleri ilk cevap olumsuzdu. Yurtdışı deneyimimi fazla bulup daha önce hiç yurtdışına gitmemiş birini seçtiler. Ama mailin devamında benden çok etkilendiklerini belirttiler ve planladıkları bir sonraki projede gönüllü olmamı önerdiler. Sohbet tadında geçen bir Skype mülakatı yaptık. Seçildiğimi öğrenince gönderen kurum bulma ve bürokrasi sürecim başlamış oldu.

Pi Gençlik Derneği ile bu proje grupları sayesinde iletişime geçtim, hem proje önerme hem de gönderen kurumum olma konusunda ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.

Birkaç ay bekledik, çünkü seçildiğim proje planlama aşamasındaydı ve Ulusal Ajans’tan geçip hibe alması gerekiyordu. Yılbaşına doğru mutlu haberi aldık. Şubatta ön ziyaret, Mayıs-Ekim arası 6 ay ise proje faaliyetlerim olacaktı.

25-28 Şubat 2019 tarihleri arasında Pi Gençlik Derneği’nden arkadaşlarım Cihan ve Yunus ile beraber Viyana’daki ön hazırlık toplantısına gittik. Bu toplantının amacı ev sahibi kurumla yüz yüze görüşerek projemi ve yaşam şartlarımı ihtiyaçlarıma uygun olacak şekilde düzenlemekti.

Bu süreçte ev sahibi kuruma yakın bir hostelde konakladık, proje esnasında kalacağım yurdu ziyaret edip yurt müdiresiyle tanıştık. Bize kalacağım odayı gösterip yurttaki imkanlardan bahsetti. Kendi odam, oda arkadaşımla ortak kullandığım geniş bir banyo, katta ortak mutfak, spor salonu, sauna ve müzikseverler için enstrüman pratik odası var. Ayrıca yurdun yakınında veterinerlik fakültesi olduğundan evcil hayvanlar serbest.

Ev sahibi kurumu da dolaşıp ekibi tanıdık ve aktivitelerim konusunda bilgi edindik. Bilgisayar kullanarak belge hazırlama, gençlik aktiviteleri ve kamplarıyla ilgili görevlerim olduğunu öğrendik.

Engelli bireylerin bağımsız yaşayabilmesi için ihtiyaç duydukları aktivitelere göre asistan sağlanabiliyor. Ben yemek yapma ve temizlik gibi aktivitelerde zorlanıyorum bu nedenle WAG isimli bir kuruma gidip proje sürem boyunca bana yardımcı olacak bir asistan istedik. İletişim bilgilerimi ve ihtiyaç duyduğum aktiviteleri belirten bir belge doldurdum. Ayrıca asistan için bazı kriterler söyledim (iyi yemek yapabilen, İngilizce bilen, vb). Hem burada hem de gittiğimiz diğer yerlerde her şey ihtiyaçlarıma uygun olacak şekilde düzenlendi. Yurt ve ofis için sabit ofis sandalyesi istedim mesela.

Boş zamanımızda diğer gönüllülerle tanışma ve Viyana’yı dolaşma şansımız da oldu. O kadar eğlendik ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kendimizi evde bulduk.

Bundan sonrası pasaport ve vize işlemlerimi yaptırmakla geçti. Pasaportumun geçerlilik süresi dolmak üzereydi bu nedenle nüfus müdürlüğüne gidip babamın üzerinden yeşil pasaport çıkarttım. Daha sonra ise ev sahibi kurumun bize göndereceği ıslak imzalı vize evraklarını bekledik. Belgeler gümrüğe takıldı, bu nedenle vize başvurumu gidiş tarihime birkaç gün kala İzmir’den yaptım. İşlemlerim için geldiğim esnada Derneğe uğrayıp oradakilerle görüştüm.

Projeye katılmam konusunda ailemin endişeleri vardı, bu nedenle derneğe onlarla beraber gittim ve bizi karşılayıp gerekli bilgilendirmeyi yaptılar. Beraber harika zaman geçirdik.

Vize başvuru sürecimde benim gibi Avusturya’ya giden bir gönüllüyle iletişim halindeydim. Bana hangi belgeleri nasıl hazırlamam gerektiğini güzelce açıkladı. Başvurumu yaparken panikledim çünkü listede yazmayan aile nüfus kayıt örneği ve ikametgâh gibi belgeleri istediler. Ayrıca hem gidiş hem dönüş için uçak rezervasyonu yaptırmam gerekti. Yeni mezun ve işsiz olduğumdan “Ya ret alırsam ya vizeyi alamazsam?” korkusuyla pasaportumu bekledim. 1 hafta sonra tam 6 aylık Avusturya Ulusal Vizemi aldım. Yunus ile beraber seyahat planımızı yapıp 7 Mayıs’a biletlerimizi aldık.

Yolculuk günü geldiğinde heyecandan gözüme uyku girmemişti. Aileme sımsıkı sarıldıktan sonra Yunus ile beraber önce İstanbul’a, oradan Viyana’ya gittik.

Gittiğimiz zaman bizi havalimanından karşıladılar. Hemen yurduma gidip eşyaları yerleştirdik ve internet ayarlarını yaptık. Ertesi gün müze gezisi gibi aktivitelerimiz vardı. Sanat tarihi müzesine gidip çeşitli dönemlere ait eserleri inceledik.

9 Mayıs Perşembe gününden itibaren ise projeme başladım. Önce bana planladıkları aktiviteler konusunda bilgi veriyorlar ve neleri yapabileceğimi konuşuyoruz. Daha sonra ise benden istedikleri şekilde bunları hazırlıyorum. Bilgisayar kullanıp belge hazırlıyorum ve bazen etkinliklere katılmam da isteniyor.

Mesela nefret söylemi konulu bir panelde katılımcıları karşılayıp liste imzalatmam ve tartışmalara dahil olmam istenmişti. Bunun yanı sıra diğer gönüllülerle bir araya gelip dayanışma konulu bir radyo programı hazırladık. Daha şimdiden ekip çalışması ve dayanışmayla ilgili önemli şeyler öğrendiğime inanıyorum.

Bunların yanı sıra konuşma ağırlıklı bir Almanca kursuna da gidiyorum. Yarım günüm ofiste, yarım günüm kursta geçiyor. Kurstaki zamanımı da proje saatlerinden sayıyorlar. Günlük dilde Almanca konuşmayı öğreniyorum.

Seyahat ve yemek hazırlama gibi aktiviteler için bana yardım eden bir asistanım var. Önceden gün ve saat belirtiyorum, verdiğim adrese geliyor ve beraber yolculuk ediyoruz. Akşamları ise marketten aldığımız malzemelerle yemeğimi hazırlıyoruz. Boş zamanlarımda gönüllü arkadaşlarımla buluşup çeşitli aktiviteler yapıyoruz. Mesela geçen hafta kaldığım yurtta toplanıp beraber akşam yemeği yaptık ve yedik. Çok eğlenceliydi!

Bu projeye katılıp gönüllü olmak belki de verdiğim en doğru karardı. Daha aktif ve mutlu bir hayatım oldu. Artık daha rahat çıkıp dolaşabiliyorum, çevre ve mekanlar engellilerin erişimine uygun. Üstelik harika bir ekibin ve arkadaş çevresinin de bir parçasıyım. Her günüm dopdolu geçiyor. O kadar güzel ki tarihe bakana dek birkaç haftadır burada olduğumu fark etmemiştim bile.

Şimdilik anlatabileceklerim bu kadar, yeni blog yazılarımda görüşmek üzere!

Esin Merdan – AGH-95 Avusturya Gönüllüsü

Bu sayfayı paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.