Beklediğimden Fazlası: Hanoi’de 10 Ay Gönüllülük
Merhaba! Ben Andrea, 24 yaşındayım ve İspanya’nın Murcia şehrindenim. Yaklaşık neredeyse 10 ay önce bavulumu toplayıp SASID ESC projesine katılmak için Vietnam’a uçtum. Ortaya attığım önemli bir şeylere katkıda bulunma fikriyle bulduğum şey bana umduğumdan çok daha fazlasını öğreten bir topluluktu. Geçtiğimiz aylarda Hanoi’de örgün olmayan eğitim dersleri verdiğimiz, sürdürülebilirliği teşvik ettiğimiz ve de uluslararası gönüllülerle yerel halk arasında kültürel alışveriş alanı oluşturduğumuz CSDS’de (Sürdürülebilir Kalkınma Çalışmaları Merkezi) gönüllülük yapmaya başladım.
Günlük Çalışmalarımız:
Günlük işlerimizin çoğu İngilizce öğretimi üzerinde evriliyordu ama alışılagelmiş anlamda değildi. Tahtanın önünde durup dil bilgisi dersleri vermiyorduk yani jajaja. Onun yerine çocuklar, gençler ve yetişkinler için İngilizcenin oynama, güven ve konuşma için bir köprü haline geldiği resmi olmayan topluluk dersleri düzenledik. Bunun yanı sıra biz de öğrencilerimizden Vietnam gelenekleri, popüler yiyecekleri, Vietnamcayı düzgünce nasıl telaffuz edeceğimizi (ki bu oldukça zor) ve de hayatın bu çok farklı ritmine nasıl uyum sağlayacağımızı öğrendik.
Sürdürülebilirliği Desteklemek:
Projenin ana değerlerinden biri yalnızca öğrettiğimiz bir konsept olarak değil de bir yaşam ve paylaşım biçimi olan sürdürülebilirlikti. Aylar boyu bu fikri yansıtan çevre odaklı aktiviteler düzenledik ve katıldık.
En göze çarpan anlarımızdan biri, Agent Orange’dan etkilenen insanlara destek veren bir STK olan Friendship Village ile iş birliği içinde düzenlediğimiz Takas Etkinlikleriydi. Topluluktan ve diğer gönüllülerden kıyafetler toplayıp onları düzenleyip yeniden kullanıma kazandırarak bir gün boyunca kıyafet alışverişi yaptık, bağışta bulunduk ve hikayeler paylaştık. Bu yalnızca giyimle değil aynı zamanda israfı azaltıp kıyafetlere ikinci bir hayat vermenin önemini daha iyi anlamakla ilgiliydi.
Ayrıca Dünya Günü için çocuklarla geri dönüşüm ve yeniden kullanım konularını ele alan bir atölye çalışması, etkinlikler düzenledik ve hatta fasulye bile ektik! Vietnam Kadınlar Günü’nü, ev sahibi topluluğumuzdaki güçlü kadınlar için oyunlar, şarkılar ve küçük el yapımı hediyelerle kutladık. Ve de topluluk kütüphanesinde oyunlar ve el işi atölyeleri düzenleyerek çocukların dil becerileri edinmelerinin yanı sıra onları yaratıcılığa teşvik ettik.
Yaz Kampları:
Projenin son ayı özellikle gergin—ve eğlenceliydi. Okul yılı bittikten sonra çocuklar için iki yaz kampı düzenledik. Her gün İngilizce aktiviteleri, açık hava oyunları, danslar, el işleri ve ara sıra 20 heyecanlı çocukla aşırı sıcağın getirdiği kaosla geçiyordu jajaja. Bu yorucu, komik ve deneyimin muhtemelen en ödüllendirici kısmıydı.
Birbirimizin isimlerini öğrenmek için isim oyunu “Splat!” oynadığımız ilk sabahı hâlâ hatırlıyorum. Kendimizi beş çocukla bir çemberin içinde, odayı dolduran kahkahalar eşliğinde bulmuştuk. İşte bu gibi anlarda, basit bir bağın ne kadar güçlü olabileceğini fark ediyorsun.
Topluluk:
Aktivitelerin ötesinde bu deneyimi asıl özel kılan şey insanlardı: gönüllü arkadaşlarım, Vietnamlı koordinatörlerim, öğrenciler, ev sahibi aileler ve CSDS personelleri. Birlikte çalışmak ve yaşamak bizi daha sabırlı, daha açık ve daha esnek olmaya itti.
Yemekler, görevler, fikirler hatta bazen hayal kırıklıklarımız da dahil her şeyimizi paylaştık. Ama aynı zamanda doğum günleri kutlayıp birlikte yemek pişirip dünya ve dünyadaki yerimiz hakkında uzun konuşmalar yaptık.
Bu Deneyimden Yanıma Aldıklarım:
Vietnam’ı konfor alanımdan çıkıp gelişmek için bir fırsat olarak görerek ülkeyi ve kültürünü tanımak için gelmiştim fakat dönerken çok daha fazlasıyla birlikte dönüyorum. Küçük, topluluk temelli eylemlerin ne kadar etkili olabildiğini, eğitimin asla tek yönlü olmadığını ve de sürdürülebilirliğin sadece ne tükettiğimizle değil de birbirimize nasıl bağlandığımız, nasıl dinlediğimiz ve desteklediğimizle ilgili olduğunu öğrendim.
Hala Vietnam ile ilgili tam olarak çözemediğim birçok şey var. Fakat insanlarına, karmaşıklığına ve de gücüne daha derin bir saygı duymaya başladım.
Ve eve dönerken, yanımda sadece anılar değil, dostluklar, beceriler ve tabandan gelen bilgi alışverişinin neden önemli olduğuna dair yenilenmiş bir anlayışla beraber dönüyorum.