Merhaba, ben Silvia, Vietnam’da yaşayarak ve çalışarak geçirdiğim üç ayın ardından açıkçası bu deneyim şimdiden hayatımı derinden etkiledi!

Daha önümde yedi ay olmasına rağmen, Hanoi’ye gelmeden çok önce başlayan bu yolculuğun tam ortasında olduğumu hissediyorum. ESC projesini ilk olarak Erasmus programı kapsamında Almanya’da bulunduğum esnada öğrenmiştim. O zamanlar yurt dışı deneyimini, sosyal etkiyi ve kişisel gelişimi birleştirme fikri her ne kadar uzak hissettirse de anında ilgimi çekmişti. Sonrasında başka bir değişim programı için Meksika’ya gittiğimde, bakış açım tamamen değişti. Orada kalmak dünyanın ne kadar büyük, çeşitli, karmaşık ve Avrupa’nın ötesinde öğrenilecek daha çok şey olduğunu fark etmemi sağladı. Aynı zamanda özellikle hava kirliliği gibi çoğu şehrin günümüz gerçeği olan çevresel sorunların daha farkına varmamı sağlayan yer de Meksika’ydı. Bu sorunların insanların yaşam kalitesi üzerindeki etkisini görmek, sürdürülebilirliğin soyut bir kavram olmaktan çıkıp benim için somut bir endişe haline gelmesini sağladı.

Eğitimimi tamamladıktan sonra bir bankada çalışmaya başladım. Dışarıdan bakıldığında istikrarlı ve saygın bir işti, ancak içten içe kendimi kopuk hissediyordum. İşte tam o an anladım ki günlük işimin yalnızca finansal performansla sınırlı kalmasını istemiyorum. Daha net bir sosyal ve çevresel amaca hizmet eden bir şeye katkıda bulunmak, keşfetme ihtiyacı duyuyordum. Genç, esnek ve meraklı olmak, bu aşamada bir değişiklik yapmanın bir riskten ziyade bir fırsat olduğunu biliyordum. O zaman ESC fikri geri dönüp bu sefer benim için gerçek ve somut bir adım haline geldi. Bu yol sonunda beni Vietnam’a getirdi ve şu anda CSDS ile on aylık bir ESC projesi kapsamında görev yapıyorum. Hanoi’ye varmak, en güzel biçimde, beni çok etkiledi. Şehrin yoğun, canlı, gürültülü ve hayat dolu ritmine uyum sağlamak sabır ve açıklık gerektiriyordu. Şimdi, üç ayın sonunda her ne kadar her gün beni şaşırtmaya devam etse de artık tanıdık geliyor.

CSDS’deki ilk zamanlarımızda kuruluşun eğitimsel aktiviteler gerçekleştirdiği çeşitli okullarda yaptığı işlerle ziyaretler yoluyla tanıştık. Bu ziyaretler yerel bağlamı ve öğrencilerin asıl ihtiyaçlarını anlamamız açısından etkili oldu. Bu ilk aşamanın en etkileyici anlarından biri de Agent Orange’ın uzun vadeli etkilerinden kaynaklanan engellilikleri olan insanlara destek veren bir yer olan Dostluk Köyü’ne yaptığımız ziyaretti. Bunun tarihini öğrenmek ve kalıcı sonuçlarını görmek beni derinden etkiledi ve tarihsel adaletsizliklerle mücadelede uzun vadeli bağlılığın ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı.
CSDS saha ziyaretlerinin yanı sıra bize Hanoi’deki uluslararası toplulukla iletişim kurma şansı tanıdı. Farklı elçiliklerde düzenlenen iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve çevre iş birliği konulu birkaç etkinliğe davet edildik. Bu etkinliklere katılmak, diplomasi ve yerel girişimlerin nasıl etkileşim içinde olduğunu daha iyi anlamama yardımcı oldu ve uluslararası iş birliği ve çevre sorunlarına olan ilgimi pekiştirdi.

CSDS’deki günlük işlerimizin büyük bir kısmı dil öğretimi. Çoğu zaman İngilizce öğretiyoruz ama Fransızca, İspanyolca ve Almanca gibi diğer dilleri de destekliyoruz. Bu durumu özellikle ilgi çekici kılan şey ise yalnızca kelime ve dil bilgisiyle kalmayıp aynı zamanda kültürlerimizi, deneyimlerimizi ve farklı dünya görüşlerimizi de sınıfa taşıyor oluşumuz. Pek çok öğrenci için bir dili öğrenmek aynı zamanda diğer ülkeler ve gerçekleriyle de bağlantı kurmanın bir yolu haline geliyor. Dersler genellikle kültür, günlük yaşam, küresel sorunlar ve kişisel hedefler hakkında açık sohbetlere dönüşüyor ve bu da öğrenme sürecini herkes için çok daha dinamik ve ilgi çekici hale getiriyor.

Düzenli dil derslerinin yanında ayrıca, Youth For Earth (Yeryüzü için Gençlik Kulübü – YFE) adı verilen yeni bir kulüp girişiminin de sorumluluğunu üstleniyoruz. Sürdürülebilirlik üzerine odaklı bu kulüpte her ay çevresel koruma, iklim değişikliği, atık azaltma ve sürdürülebilir yaşam biçimleri konulu aktiviteler düzenliyoruz. Bu kulübün kuruluş ve gelişim süreçlerinde yer almak, soyut konseptleri gençler için yaratıcı, eğlenceli ve uygulamalı aktivitelere çevirmemizi sağladığından özellikle tatmin edici oldu.

STK’nın kafesini yönetmek de işimizin diğer önemli kısımlarından biri. Bu kafe, birebir derslerin gerçekleştiği, öğrencilerin, gönüllülerin ve yerel halkın etkileşime girebilmesini sağlayan bir topluluk alanı işlevi görüyor. Kazanılan para doğrudan öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayan ve onların normalde gücünün yetmediği eğitimsel olanaklara erişmelerini sağlayan bir fona aktarılır. Bu projede görev almak bana küçük eylemlerin iyi organize edildiklerinde nasıl da gerçek ve somut bir sosyal etkisi olabileceğini gösterdi.
Vietnam’daki yaşam, işten çok daha fazlasını kapsıyor. Bu ilk üç ay boyunca, Mu Cang Chai, Sapa ve Ninh Binh dahil olmak üzere ülkenin farklı bölgelerine seyahat etme fırsatım oldu. Her yer, etkileyici pirinç teraslarından ve dağ manzaralarından nehirlere ve kırsal yaşama kadar Vietnam’ın farklı bir yönünü açığa çıkardı. Bu geziler, ülkeyi daha iyi anlamamı ve günlük iş rutininden uzaklaşmamı sağladı.

Bu deneyimlerden bazıları aynı zamanda beni konfor alanımın dışına çıkardı. Yamaç paraşütü deneyip zorlu yürüyüşlere çıkarak saatlerce doğayla iç içe vakit geçirdim. Bu anlar yalnızca heyecan verici ve düşündürücü olmakla kalmayıp aynı zamanda burada öğrendiklerimi sindirmem için de zaman verdi. Bu deneyimlerimi diğer gönüllülerle paylaşmak onlarla aramızdaki bağı güçlendirip uzun zaman boyunca yanımda taşıyacağım anılar yarattı.
Aralık ayında vize yenileme işlemimiz için geçici olarak Vietnam’dan ayrılmak zorunda kaldık ve bu da bana Tayland’ı ziyaret etme fırsatı sundu. Güneydoğu Asya’daki başka bir ülkeyi deneyimlemek Vietnam’da geçirdiğim süreyi daha geniş bölgesel bir bakış açısından görmemi ve dünyanın bu kısmına dair merakımın artmasını sağladı.

Bu deneyimi bu kadar özel kılan şey insanlar. Yerel personellerle, gönüllülerle ve diğer uluslararası gönüllülerle birlikte çalışmak inanılmaz derecede zenginleştiriciydi. Bakış açısı, kültür ve fikir alışverişleri hem iş yerinde hem de iş yeri dışında her gün gerçekleşmekte. Burada tanıştığım insanların açık sözlülüğü, nezaketi ve bağlılığı, kendimi sıcak karşılanmış ve desteklenmiş hissetmemi sağladı.

Üç ayın ardından, ESC projesini seçmenin benim için doğru karar olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Sürekli olarak öğreniyor, anlamlı katkılarda bulunuyor ve hem kişisel hem de mesleki olarak gelişiyorum. Önümde yedi ay daha varken, keşfetmeye, öğrenmeye ve olabildiğince derinlemesine etkileşime girmeye devam etmeye hevesliyim. Vietnam’daki bu deneyim yalnızca bugünümü şekillendirmekle kalmayıp aynı zamanda gelecekte gitmek istediğim yönü de etkiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.