Merhabalar ben Şeyma.
Bu yazıda sizi sadece Polonya’ya değil, biraz da gençlik sancılarımdan doğan yollarıma, yordamıma götürmek istiyorum. Çünkü bazen insanın gittiği yerden çok, neden yola çıktığı belirliyor hikâyesini..
Üniversite boyunca gönüllülük hayatımın merkezindeydi. Psikoloji okurken sadece derslerle değil, sahada olmanın, insanlara dokunmanın, bir şeylerin parçası olmanın peşinden gittim. Mezun olduğumda önümde çok tanıdık bir yol vardı: işe girmek, düzen kurmak, hayatın hızına kapılmak… Ama içimde bir yer, oraya ait olmadığımı söylüyordu, çünkü sadece 22 yaşındaydım ve kanım bir daha bu kadar deli akamayacaktı, bir daha bu kadar genç, dinç, cesur ve gözü kara olamayacaktım.

Ben de o sesi dinledim.
“Biraz daha gönüllülük yapayım” istedim.
Ve o “biraz”, beni Polonya’ya kadar getirdi.
Yola çıkarken kendime söylediğim şey de, yolun sonunda da fark ettiğim şey de çok netti: Hayat sadece iyi bir maaş, düzenli bir iş, güzel kıyafetler ve sosyal medyadan ve paylaşılan güzelliklerden ibaret değil. Daha dingin, daha efsanevi ve daha yaşamaya değer bir tarafı var. Ve ben ilk kez o tarafın içinde yer aldım, bu anları derince soludum, genlerim değişecekse soluduğum havadan, muhabbet ettiğim insandan alsın vitaminini istedim. Velhasıl Polonya’nın küçük bir şehri olan Leszno’ya geldim.
İlk haftalar… Açıkçası kolay değildi. Hatta zaman zaman “buraya neden geldim?” diye sorguladım. Yaptığımız şeyler bana çok anlamlı gelmiyordu. Ama zamanla her şey yerli yerine oturdu. Günler dolmaya, programlar yoğunlaşmaya başladı. Ve ben fark etmeden o akışın içine karıştım.
Okullara gittik, çocuklarla tanıştık. Kış kampı sürecinde kırsal bölgelerde farklı okulları ziyaret ettik. İki hafta boyunca yüzlerce çocukla vakit geçirdik. Türkiye’yi anlattık; sandalye kapmacasıyla, halayıyla ve biraz da yemekleri, tatlılarıyla… O anlarda dilin çok da önemli olmadığını gördüm. Bir bakış, bir gülüş çoğu zaman her şeyi anlatmaya yetiyordu.
Zaman ilerledikçe sadece çocuklarla değil, kendimle de karşılaşmaya başladım.

Hafta sonları bambaşka bir hikâyeye dönüşüyordu. Uygun bir bilet bulduğumda kendimi başka bir ülkede buluyordum. Bazen bir nehrin kenarında bisiklet sürerken, bazen hiç bilmediğim bir sokakta yeni bir tatlı denerken… Her gittiğim yerde yeni insanlar tanıdım. Ve galiba en çok şunu sevdim: Herkesi içimden geldiği gibi gülümseyerek selamlamayı.
Ekip arkadaşlarım bu sürecin en güzel parçalarından biriydi. Farklı ülkelerden gelen, farklı hikâyeleri olan insanlar… Hepimiz başka başka yerlerden gelmiş olsak da, aynı yerde buluşabildik. Kimimiz daha üretkendi, kimimiz daha enerjik, kimimiz daha sakin… Ama herkes bir şekilde sürece dokundu. Ve bu farklılıklar bir araya geldiğinde ortaya çok harikulade bir bağ çıktı.
Elbette zor anlar da oldu. Yalnız hissettiğim, anlaşılmadığımı düşündüğüm zamanlar… Hatta bir seyahatimde fotoğraf makinemin çalınması beni çok korkutmuştu. Böyle anlarda insan biraz güvensiz, yalnız hissedebiliyor, yine de her şey gibi bunlar da geçiyor.
Bu yolculuğun bana kattığı en görünür şeylerden biri de dil oldu. Başlangıçta İngilizce konuşmak benim için ciddi bir engeldi. Ama konuşa konuşa, hata yapa yapa, kendimi anlatabildiğim bir noktaya geldim. Ve bu değişimi bizzat yaşamak bana çok iyi geldi.

Tüm bunların arkasında ise beni bu yola çıkaran bir destek vardı: Pi Gençlik Derneği. Başvuru sürecinden itibaren hissettirdiği güven ve “eksik olabilirsin ama öğrenebilirsin” yaklaşımı, bu adımı atmamı sağladı. Bu yüzden bu hikâyede onların yeri benim için çok ayrı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Bu sadece bir gönüllülük projesi değildi. Bu, kendi hayatımın yönünü sorguladığım ve başka bir ihtimalin gerçekten mümkün olduğunu gördüğüm bir süreçti.
Belki ben o klasik yola hemen girmedim.
Ama kendime daha yakın bir yolda yürüdüm.
Biraz arayış, biraz cesaret, biraz da kendime yaklaştığım bir zaman diliminden sevgi ve selamlar:)

ŞEYMA AKKUŞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.