Herkese merhaba, ben Laura ve üçüncü blog yazıma hoş geldiniz! Bugün, Pi Gençlik Derneği’nde ESC gönüllüsü olarak geçirdiğim zamanla ilgili güncellemelerimi, yaptığım yeni şeyleri ve İzmir’de hayatımın nasıl geçtiğini paylaşacağım. Zaman hızla akıp gidiyor ve bu yolculuğa başlayalı altı ayı geçtiğine inanamıyorum. Umarım okumaktan keyif alırsınız!
Yeni atölyelerden keyif almak
Son birkaç ayda, gönüllü olarak yaptığım işi daha çok keyif alarak yapmamı sağlayan yeni etkinliklere katıldım. Dürüst olmak gerekirse, aynı atölyeleri tekrar tekrar yapmak bazen sıkıcı olabiliyor. Bu yüzden başka bir gönüllüyle birlikte bir yoga etkinliği düzenlemeye başlamak beni çok heyecanlandırdı. Tamamen kendi başımıza organize ettiğimiz ilk etkinlikti ve profesyonel olmasak da katılımcılar çok sevdi. Aslında en önemlisi, yeni insanlarla bağlantı kurmak, yeni etkinlikler denemek ve bedenimizi hareket ettirmek.
Bir mülteci merkezinde yerel ve uluslararası gönüllülerle birlikte bir projede yer aldım. Suriye’den gelen kadınlar ve çocuklarla birlikte her hafta bir kültürel etkinlik düzenledik, çocuklar için bankları ve duvarları canlı renklerle boyadık. Birlikte zaman geçirdik, anılar paylaştık ve sadece orada bulunmanın keyfini çıkardık. En önemlisi, birbirimizle konuşma, kültürlerimizi paylaşma ve ev yapımı yemekler etrafında bir araya gelme fırsatı bulduk.Birkaç gün önce, el dikişi becerilerimizi geliştirdiğimiz ve bir scrunchie (saç lastiği) yapım adımlarını öğrendiğimiz güzel bir dikiş atölyesi düzenledim. Aynı zamanda hızlı modanın çevreye ve işçilere olan etkisini konuşma, fikir alışverişinde bulunma ve alışkanlıklarımızı sorgulama fırsatımız oldu.
Aynı mülteci merkezinde, 3 ila 5 yaş arasındaki çocuklarla da atölyeler düzenliyorum. Oraya gitmek benim için eğlenceli, zihnimi boşaltmamı sağlıyor ve anın tadını çıkarmama yardımcı oluyor.
Atölyelerin dışında sosyal hayatım
Son zamanlarda daha fazla dışarıda vakit geçiriyorum ve keyif aldığım aktivitelerden biri de doğa yürüyüşü yapmak oldu. Bir grup gönüllüyle birlikte bir pazar günü yürüyüşe çıktık. Hava çok soğuktu ve bir noktada biraz kaybolduk ama yine de güzel ve enerji veren bir deneyimdi.
Ramazan’ın başlamasıyla birlikte bazı belediye merkezlerine giderek iftar yemeği dağıtımına yardımcı olduk. Bu kadar insanın bir araya gelip hem zamanlarını hem de yemeklerini paylaşmalarını görmek çok güzeldi.
Geçen ay, üç gönüllünün doğum gününü kutladık, bu da dostluklarımızı güçlendirmek ve harika anılar oluşturmak için güzel bir fırsattı. Bunun yanı sıra, Buca ve Göztepe’ye giderek bir voleybol ve bir futbol maçı izledim; ikisi de çok eğlenceliydi!
Türkiye’yi keşfetmek
Biraz seyahat etme ve yeni yerler görme fırsatım oldu. Önce, bazı yerel ve uluslararası gönüllülerle birlikte bir pazar günü Urla’ya gittim. Harika bir gündü ve günübirlik bir gezi için hava mükemmeldi. Daha sonra ocak ayında, sezon dışında oldukça güzel olan Fethiye’ye gittim. Harika havanın tadını çıkardım, nefes kesici deniz manzaralı inanılmaz bir yürüyüş yaptım ve dönüş yolunda bir lokma kamyonuyla şehre dönme şansım oldu.
Şubat ayında iki seyahat daha yaptım. İlk olarak, İstanbul’a gittim, ailemle buluştum ve birlikte güzel vakit geçirip lezzetli yemekler yedik. İstanbul’un ardından, Ramazan’ın başında Antep’e gittim. Orada biraz dinlendim, çarşıyı ve bir müzeyi gezdim ve oradaki gönüllülerle dışarıda vakit geçirdim.
Sırada ne var?
Burada edindiğim deneyimler ve kurduğum bağlantılar için çok minnettarım; bu yolculuk şimdiye kadar büyüme ve öğrenmeyle dolu geçti. Önümüzdeki iki buçuk ayın nasıl geçeceğini ve gönüllülük deneyimimin nasıl tamamlanacağını görmek için heyecanlıyım!