Herkese merhaba!Ben Faruk. Yukarıdaki resimlerde gördüğünüz çocukların ihtiyaçlarına yönelik hazırlanan “EduAction-Education for Inclusion” projesine Romanya’nın Panciu kasabasında katıldım. Projenin içeriğini okuduğumda bu projenin benlik olduğunu anlamıştım.

Mentörlük, rehberlik ve bilgi aktarımı için önemli bir araçtır. Ancak yalnızca gayri resmi bir ilişkiye dayandığında, etkinliği azalabilir; çünkü hedefler belirsiz olabilir, görüşmeler düzensiz gerçekleşebilir ve etki sınırlı kalabilir. Bir mentörlük programını yapılandırmak, hem mentörler hem de mentiler için deneyimi optimize etmeye yardımcı olur;

Ben Polonya’nın Silezya bölgesinden bir gönüllüyüm. Benim adım Ruben. İzmir’e ilk indiğimde hiçbir beklentim yoktu, sadece bilinmeyene açıktım. Bu, yeni bir çevreye, ülkeye, farklı bir kültüre uyum sağlamama ve gönüllülük yolculuğuma başlamama yardımcı oldu. Ama bu deneyimin bana sadece dünya hakkında değil, kendim hakkında da hayal edebileceğimden çok daha fazla şey öğreteceğini bilmiyordum.

İzmir’deki hayat çok iyi gidiyor. Burada kendimi giderek daha fazla evimde gibi hissediyorum. Aslında, bir haftalığına İtalya’ya döndüğümde, Türkiye’den kazandığım bazı alışkanlıkların bana normal gelmeye başladığını fark ettim ve onları özlediğimi hissettim. Bu deneyim, hem kendimi hem de dünyayı daha iyi tanımama yardımcı oluyor. Türkiye, İtalya’ya çok uzak olmasa da kültür açısından oldukça farklı.

İzmir’de geçirdiğim zamana dönüp baktığımda, her bir deneyimin beni ne kadar şekillendirdiğini fark ediyorum – sadece bir gönüllü olarak değil, bir insan olarak. Her atölye çalışması, etkinlik ve sohbette yeni güçlü yönler keşfettim, beklenmedik zorluklarla karşılaştım ve dünya anlayışımı derinleştirdim. Bu güzel sözlerle hikayeye başlayacağım.

Herkese merhaba, ben Laura ve üçüncü blog yazıma hoş geldiniz! Bugün, Pi Gençlik Derneği’nde ESC gönüllüsü olarak geçirdiğim zamanla ilgili güncellemelerimi, yaptığım yeni şeyleri ve İzmir’de hayatımın nasıl geçtiğini paylaşacağım. Zaman hızla akıp gidiyor ve bu yolculuğa başlayalı altı ayı geçtiğine inanamıyorum. Umarım okumaktan keyif alırsınız!