Bu proje benim için sadece bir gönüllülük süreci değil, aynı zamanda kendimi yeniden keşfettiğim, büyüdüğüm ve dönüşüm geçirdiğim bir yolculuk oldu. Varşova’da geçirdiğim dokuz ay boyunca farklı kültürlerden insanlarla aynı evi paylaştım, yepyeni bir eğitim anlayışının içinde yer aldım ve çocuklarla birlikte öğrenmenin, üretmenin ne kadar anlamlı olduğunu birebir deneyimledim.

Okulun doğayla iç içe ortamında, çocuklarla birlikte yarattığımız küçük dünyalarda; birlikte kurduğumuz bahçe köşelerinde, atölyelerde, oyunlarda ve sohbetlerde hem ellerimle hem kalbimle üretmenin ne demek olduğunu anladım. Kimi zaman anlatan, kimi zaman dinleyen, kimi zaman sadece yanında duran biri oldum. Bu karşılıklı paylaşımlar bana çok şey öğretti.

Farklı ülkeleri gezmek, kültürleri tanımak ve kendi kültürümü paylaşmak; dünyaya bakışımı daha açık, daha anlayışlı ve daha meraklı bir hale getirdi. Bu süreçte yalnızca bilgi değil; sabır, empati, iş birliği, yaratıcılık ve güven inşa ettim.

En önemlisi ise; öğrenmenin bazen bir gün sonu değerlendirmesi içinde söylenen bir sözde, bazen bahçede kurulan bir salıncakta, bazen de sadece birlikte geçirilen sessiz bir anda gizli olduğunu fark ettim. Bu deneyim bana sadece başka hayatları değil, kendi iç sesimi de duyurmayı öğretti.
