Merhaba,

Ben Necibe Sena. 1 Temmuz – 8 Ağustos tarihlerinde gerçekleşen UNITY Projesine katılma hakkı kazanan o şanslı gönüllülerden biriyim 😊Romanya macerama ilk olarak havaalanında başladım. Diğer Türk gönüllü arkadaşlarımla hava alanında buluştuk ve ilk tanışmamız orada gerçekleşti. Hepsi çok sıcakkanlı ve eğlenceli insanlardı. Uçağımız rötar yaptığında bile zaman nasıl geçti anlayamadım.

Uçak yolculuğundan sonra Romanya’da tren yolculuklarımız başladı. Romanya denilince aklıma direkt tren yolculukları geliyor.Evet,biraz garip olabilir bu durum ama eğer Romanya’ya gitme fırsatı bulursanız beni anlayacaksınız…Sürekli rötar yapan trenler,tahmin ettiğimizden daha fazla süren tren yolculukları, bir anda trenin durup sigara molaları vermesi….Gerçekten çok garip ve yorucu bir yolculuktu ama bir o kadarda eğlence doluydu benim için. Çünkü aslında bu yolculuğu çekilebilir kılan yanımdaki insanlardı. Birlikte UNO oynadığımız, saatler boyunca sohbet ettiğimiz ve “Made in Romania” şarkısını söylediğimiz eğlenceli bir yolculuktu. Hep birlikte gerçekten çok iyi bir takım olmuştuk. Bu noktada gerçekten takım ruhunun ve enerjisinin ne kadar önemli olduğunu anladım.

Bu takım ruhu ve enerjisi ilk haftada sürmeye devam etti.Hatta bu ilk haftada aramızdaki bağ çok daha fazla güçlendi. İlk haftamız çok dolu geçti. Öncelikle diğer ülkelerden katılan gönüllülerle tanıştık daha sonra eğitimlere ve etkinliklere başladık. Tüm etkinlikler ve eğitimler birbirinden çok güzel ve verimliydi. Aynı zamanda eğitmenlerimizin pozitif enerjili ve hoşgörülü insanlar olmaları da benim eğitim ve etkinliklere olan ilgimi daha fazla arttırdı. Bizim projemizin konusu mülteci çocuklar olduğu için eğitmenlerimizde biz de olabildiğince bu konuya hassas yaklaşmaya çalıştık. Eğitimlerde sadece bir alana odaklanmak yerine birçok alana odaklanıldı. Örneğin, Giant Dolls etkinliği. Bu etkinlikte amaç çocukların aidiyet duygularına dokunmaktı. Çünkü aidiyet duygusu her insanda olan bir duygudur. Her insan bir yere ya da bir şeye bazen de bir kişiye ya da bir duyguya ait olmak ister. Bu düşünceden yola çıkarak yapılan bir etkinlikti. Mülteci çocukların yaratıcılığını arttırarak onları evinde hissettirmek amaçlandı. Bu açıdan çok verimli ve etkili bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. Öncelikle bu etkinliği ilk hafta biz bireysel olarak gerçekleştirdik ve sergiledik. Daha sonra herkes aynı şehirde gönüllülük yapacağı grubuyla tekrar gerçekleştirdi bu etkinliği.

Ayrıca bu etkinliklerin yanı sıra farklı kültürleri öğrenmek için kültür gecesi etkinliği düzenlendi. Biz Türk lokumu,helva,pişmaniye,İzmir bombası ve Türk kahvesi gibi lezzetler ile sunum yaptık. Aynı zamanda Erik dalı ile oyun havası oynayarak ve Tarkan şarkılarıyla dans ederek Türk geleneksel dansını ve müziğini göstermek istedik. Ayrıca bu etkinlik sayesinde hem kendi kültürümüzü tanıttık hem de İtalya,İspanya,Romanya ve Ürdün’e ait lezzetleri ve geleneksel dansları da öğrenmiş olduk.

Dolu dolu geçen ilk haftadan sonra herkes gönüllülük yapacağı şehrine doğru yola koyuldu. Benim gönüllülük yapacağım şehir Romanya’nın başkenti olan Bükreş’ti. Diğer arkadaşlarımıza nazaran biz kırsal kesimde değildik direkt şehrin içindeydik. Herkes iki kişilik yurt odalarında konakladı. Benim oda arkadaşım Ürdünlü tatlı bir kızdı. Daha önce yurt odasında kaldığım için oda paylaşımı sıkıntı olmadı benim için. Fakat başka bir milletten biriyle ilk defa aynı odayı paylaşacaktım. Benim gibi oda arkadaşım da gergindi. Ama sonrasında hiç düşündüğüm gibi bir zorluk yaşamadım ve birbirimize çok alıştık. Sonrasında anladım ki, etnik,milli, kültürel ya da dini farklılıklara rağmen önemli olan iyi insan olabilmekmiş. Tüm farklılıklara rağmen anlayışlı ve hoş görülü bir insan olduğu için oda arkadaşım birlikte çok güzel vakit geçirdik.Şu an hala arkadaşlığımız devam ediyor ve hala iletişimdeyiz 😊

Bükreş’teki ilk haftamız oryantasyon haftası gibi geçti. Bir gençlik merkezinde gönüllülük yaptık. Her bir gönüllüye bir mentor atandı. Bu mentorların adı “big brother” ya da “big sister” dı. Bu mentorların görevi gençlik merkezinde bize yardımcı olmak ve bizi etkinlikler konusunda yönlendirmekti. Neyse ki benim mentorum çok iyi birisiydi ve enerjimiz çok uyuyordu. Çeşitli etkinliklerde ona yardımcı oluyordum. Örneğin, Fransızca kulübü. Bu etkinliklerin yanı sıra İspanyol arkadaşımla birlikte “GYMKHANA” adlı karışık oyunların olduğu bir etkinlik düzenledik. Bu etkinlikten hariç kendimde “Sustainable Symphony” adlı geri dönüşüm malzemelerinden yeni şeyler üretmeyi amaçlayan bir etkinlik organize ettim. Bu etkinlik sayesinde katılımcılar geri dönüşüm malzemelerini kullanarak yaratıcılıklarını geliştirme, sürdürülebilirlik bilinci kazanmaları ve çevre dostu malzemeleri günlük yaşamlarında kullanma konusunda bilgi sahibi olma fırsatı kazandılar.

UNITY Projesi, hayatımda unutulmaz bir deneyim oldu. İlk yurtdışı proje deneyimimdi ve bazı konularda korkularım olmasına rağmen her şey çok iyi ilerledi. Pi Gençlik Derneği de bu konuda bana çok yardımcı oldu. Proje devam ederken koordinatörümüzle her an iletişim halindeydik. Bu durumda benim korkularımın gitmesine ekstra yardımcı oldu. Ayrıca, bu proje kapsamında mülteci genç ve çocuklar için yapılan etkinlikler ve onlara yardım edebilmek benim için çok anlamlıydı. Farklı kültürlerle tanışmak bana çeşitliliğin zenginliğini öğretti. Hem farklı kültürlerle tanışmanın mutluluğunu yaşadım hem de hayatımın en değerli anılarını ve dostluklarını kazandım.

Bu deneyim, benim için sadece bir seyahat değil, aynı zamanda kişisel bir dönüşüm oldu. Gelecekte de bu tür projelerde yer alarak, edindiğim bilgileri ve deneyimleri daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.