Bana sadece yeni kültürleri keşfetme ve farklı insanları tanıma şansı sunmakla kalmadı; aynı zamanda kendime daha yakından bakabilmem için bir kapı araladı. Yeni ülkeler görmek, bilmediğim sokaklarda yürümek her adımımda içime
dönmemi sağladı ve bana çok şey kattı.
Bu yolculukta sanat, çocuklarla kurabildiğim en güzel bağ oldu. Birlikte resim çizmemiz, piyano çalmamız ve yaratıcılıkla
buluşmamız, sanatın ne kadar yüce ve birleştirici olduğunu bana yeniden hatırlattı. Özellikle zorlu ve yalnız hissettiren Polonya kışında, çocukların koşulsuz sevgisi, her sınıfa girdiğimde “Pani Nisa!” diye sevinçle boynuma sarılmaları, kalbimi ısıtan en güzel şeydi.
Bu süre içinde 8 ülke ve sayısız şehir gezdim; her yolculukta biraz daha kendimi buldum. Tanımadığım insanların dünyasında gezinmek, bana her insanın ardında bir hikâye taşıdığını ve bu çeşitliliğin ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Sanırım bu projeyle birlikte ben de büyüdüm; kendi dünyamı genişlettim ve çocukların hayatına küçük de olsa bir gölge, bir iz bırakabildim. Umarım içimde yeşeren bu yenilikler zamanla daha da filizlenir ve başkalarının hayatına da dokunmaya devam eder.