Ola! Ben Beste.  


Geçen yıl ESC gönüllülük projelerini keşfettim ve bu benim için dünyaya açılan bir kapı oldu. Portekiz’de 6 aylık bir projeye katıldım. Bu süre boyunca farklı bir ülkede yerel halkla aynı hayatı paylaşma fırsatı buldum.

Portekiz’in Alentejo bölgesinde gönüllülük faaliyetlerimi gerçekleştirdim. Çocuklar için steam aktiviteleri ve yaz aktiviteleri hazırladım. Fablablarda çocuklarla etkinlikleri birlikte yaptım. Geri dönüşüm, elektrik vb. konularda Workshoplar düzenledik.

Ayrıca bağlı olduğum dernek dünyanın farklı yerlerinden heykeltıraş, ressam, tekstil sanatçısı, fotoğraf sanatçısı gibi farklı alanlarda sanatçılarla çalışıyordu. Sanatçılara projeleri boyunca destek sağladım, yardımcı oldum. Bir yandan Portekiz kültürünü yakından tanıdım bir yandan
dillerini öğrenmeye çalıştım. Kaldığım yer küçük bir yerleşim yeri olduğu için yerel insanlarla gün içinde çokça sohbet etme ve paylaşımda bulunma şansım oldu.

Boş zamanlarımda Portekiz’in farklı şehirlerini gezdim. Yerel insanlarla sohbet ettim, ve onların günlük rutinlerini gözlemledim. Aslında ne kadar çok ortak noktamız olduğunu fark ettim ve kendimi bazı zamanlarda evimde gibi hissettim. İnsanlar samimi ve misafirperverdi. Ayrıca kültürlerinin büyük bir parçası olan bir flamenko konserine katıldım. Onlarla birlikte ritim tuttum, dans ettim ve müziklerini dinledim. Yepyeni bir ülkede hiç bilmediğim bir sokakta yürümek ve aynı dili konuşmadığım insanlarla sohbet etmek hem çok keyifli hem de heyecan vericiydi. Bana gerçekten yaşadığımı hissettiren çokça an oldu . Özetle, bu proje bana çok şey öğretti. Ufkumu genişletti ve farklılıklara karşı daha derin
bir saygı geliştirmeme yardımcı oldu. Şehrin toplu taşıma sistemini de oldukça hızlı bir şekilde çözdüm. Otobüsleri ve trenleri kullanarak yolumu bulmak benim için ikinci bir doğa haline geldi, bu da şehrin her köşesini kendi başıma keşfetmeyi çok daha kolaylaştırdı.

Orada bulunduğum süre boyunca kendimi tamamen yerel mutfağa kaptırdım; francesinha, bacalhau ve pastel de nata gibi geleneksel yemekleri denedim. Şüphesiz ki francesinha benim açık ara favorim oldu. En sevdiğim günlük ritüellerimden biri, günün herhangi bir saatinde yerel bir marketten taze bir pastel de nata ve sıcak bir fincan kahve alıp meydanda oturmak, yerel yaşam tarzına tanıklık ederken öylesine dünyayı izlemekti. Ayrıca festival enerjisiyle dolu büyülü sokaklarını keşfetmeye de bayıldım. Çünkü Haziran ayı demek Portekiz’de festivallerin başlaması demek.

Yazın gelişini tüm yaz boyunca kutlayan Akdeniz’in ve atlantiğin sıcak insanları ben de onlarla beraber kutladım. Mekanların da ötesinde, bu yolculuğu gerçekten özel kılan şey insanlarla kurduğum bağdı; harika dostlar edindim, ve sonsuza dek saklayacağım güzel, unutulmaz anılar biriktirdim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.