Merhaba, ben Ahmet. Türkiye’den Macaristan’a Avrupa Dayanışma Programı (ESC) kapsamında gönüllülük yapmak için geldim. Buraya gelmeden önce farklı bir ülkede uzun
süre yaşamanın nasıl olacağını bilmiyordum. Açıkçası biraz heyecanlı ve biraz da endişeliydim. Şimdi ise projemin sonuna yaklaşırken geriye dönüp baktığımda, bu deneyimin hayatımın önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.
Gönüllülük projem kapsamında Kállósemjén’de, KDIE bünyesinde bulunan Tanoda’da çocuklarla çalışıyorum. Çocuklarla farklı etkinlikler yapıyoruz. Robotik, masa oyunları, dama, badminton, İngilizce ve el işi gibi birçok aktivitede onlarla vakit geçirme fırsatım oldu. Çocuklarla çalışmak başlangıçta benim için kolay değildi. Özellikle dil farklılığı nedeniyle bazen iletişim kurmak zor olabiliyordu. Ancak zamanla çocuklarla farklı yollarla iletişim kurmayı ve onların ilgisini çekecek etkinlikler bulmayı öğrendim.
Bu süreçte sadece çocuklarla çalışmadım. Aynı zamanda fotoğraf, video ve sosyal medya alanlarında da görev aldım. Etkinliklerin fotoğraflarını ve videolarını çekmek, bunları düzenlemek ve gönüllülük faaliyetlerini görünür hale getirmek bana yeni beceriler kazandırdı. Daha önce sadece ilgi duyduğum bazı alanlarda gerçek bir çalışma deneyimi kazanmış oldum.
ESC deneyiminin benim için en önemli taraflarından biri de farklı ülkelerden insanlarla
tanışmak oldu. Farklı kültürlerden gelen gönüllülerle aynı ortamda yaşamak ve çalışmak,
dünyaya bakış açımı genişletti. İnsanların birbirinden ne kadar farklı olabileceğini ama aynı zamanda ne kadar ortak noktaya sahip olduğunu gördüm. Proje sürecinde bazı zor zamanlar da yaşadım. Yeni bir ülkeye alışmak, farklı bir dil kullanmak, insanlarla iletişim kurmak ve kendi sorumluluklarımı yerine getirmek her zaman kolay olmadı. Ancak bu zorluklar bana sabırlı olmayı, sorunlar karşısında çözüm aramayı ve kendi başıma hareket edebilmeyi öğretti.
Şimdi projemin sonuna yaklaşırken hem mutlu hem de biraz üzgün hissediyorum. Türkiye’ye dönecek olmak güzel, ancak burada edindiğim arkadaşları, çocuklarla geçirdiğim zamanı ve günlük hayatın bir parçası haline gelen bu ortamı özleyeceğimi düşünüyorum. Bu deneyim bana sadece yeni bir ülkede yaşama fırsatı vermedi. Aynı zamanda kendimi daha iyi tanımamı, yeni beceriler kazanmamı, farklı insanlarla iletişim kurmamı ve konfor alanımdan çıkmamı sağladı.
ESC’ye katılmayı düşünen gençlere söylemek istediğim en önemli şey ise şu: İlk başta korkmanız veya çekinmeniz çok normal. Ben de böyle hissettim. Fakat bazen kendimizi
geliştirmek için alıştığımız ortamdan çıkmamız gerekiyor. Eğer böyle bir fırsatınız varsa, denemekten korkmayın. Benim için bu proje sadece bir gönüllülük projesi değil, aynı zamanda hayatımda unutmayacağım bir deneyim oldu. Buradan dönerken yanımda sadece fotoğraflar ve anılar değil, yeni beceriler, yeni arkadaşlıklar ve kendimle ilgili öğrendiğim birçok şey olacak.