Brezilya’daki gönüllülüğümün üçüncü ayı geride kaldı ve bu sefer zamanın hızlıca akıp gittiğini ve benim için dolu dolu geçtiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bazen geldiğim gün sanki dünmüş gibi geliyor ama aynı zamanda bu deneyimlerin beni ne kadar değiştirdiğini fark ediyorum. Bu gönüllülük süreci benim için hem kişisel hem de mesleki olarak çok önemli durumda.

Gönüllülüğümü Brezilya’daki Alvorada şehrinde yapıyorum. Bu adı Umbuntu Sosyal Projesi olan 10 aylık bir proje. Umbuntu, bitki yetiştiriciliği, capoeira, sürdürülebilirlik ve topluluk temelli faaliyetler üzerinde çalışan bir topluluk. Gönüllülerden biri olarak aktif olarak bu aktivitelere katılmaktayım ve topluluğun günlük yaşamının bir parçasıyım. Benim için bunlara yalnızca seyirci kalmamak ve gerçekten dahil olup bir katkıda bulunmak çok önemli.

Proje kapsamında bitki yetiştirme, çiftçilik, permakültür bahçeciliği, inşaat işleri ve çeşitli el işi faaliyetlerinde aktif olarak yer alıyorum. Bu aktiviteler sayesinde çevre dostu ve sürdürülebilirlik uygulamalarını yalnızca teoride öğrenmekle kalmayıp aynı zamanda onları uygulamayı da öğreniyorum. Toprağa dokunmak, birlikte bir şeyler öğretmek ve çalışmalarımın sonuçlarını görmek bana büyük bir tatmin duygusu veriyor. Bu deneyimlerin sürdürülebilirlik ve topluluk çalışmaları alanında gelecekte yapmayı planladığım işler için çok büyük bir temel oluşturduğunu düşünüyorum.

Bu projeyle Brezilya’ya gelmek beni çok şanslı hissettiriyor. Benim için en önemli yanlarından biri direkt olarak gençlerle ve çocuklarla çalışıyor olmak. Çünkü bu toplulukta çocuklar ve gençler günlük hayatın normal birer parçaları. İşte bu benim Brezilya’daki sosyal yaşamı, ilişkileri ve kültürü daha iyi anlamama yardımcı oluyor. Sahada yalnızca bir gözlemci olmakla kalmayıp aynı zamanda aktif bir rol oynadığım için Brezilya kültürünü daha derinlemesine tanıdığımı ve bu topluluğun bir parçası olduğumu hissediyorum.

Topluluktaki gençler capoeira eğitimi alıyorlar. Buraya gelmeden önce capoeira hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Burada capoeiranın ne olduğunu, tarihini ve kültürel ve sosyal açıdan ne anlama geldiğini öğrendim. Capoeiranın yalnızca bir spordan fazlası olduğunu ve aynı zamanda kölelik döneminden gelen bir direniş, dayanışma ve kimlik biçimi olan bir gelenek olduğunu öğrendim. Bunu öğrenmek ve bu kültüre tanıklık etmek beni çok şanslı hissettiriyor.

Buradaki insanların kibarlığı ve sıcaklığı bu deneyimi benim için oldukça özel kılıyor. Bu topluluktaki insanlar çok açık fikirli, paylaşımcı ve destekleyiciler. Burada nadiren yabancılık çekiyorum. Çoğu zaman topluluğun bir parçası olarak kendimi hoş karşılanmış hissediyorum. Bu güvenli ve dost canlısı ortam her gün gönüllülük için olan motivasyonumu daha da arttırıyor.

Ayrıca haftada üç defa bir dil kursuna gidiyorum. Portekizceyi öğrenmek buradaki zamanımın en önemli parçalarından birisi. Dil kursu sayesinde Portekizcemi geliştirmeye ve günlük yaşantımdaki insanlarla olan bağlarımı güçlendirmeye çalışıyorum. Bu dili öğrendikçe buranın kültürünü daha iyi anlıyorum ve kendimi daha rahat ifade ediyorum. Bu da benim gönüllülük deneyimimi çok daha anlamlı hale getiriyor.

Genel olarak Umbuntu Sosyal Projesiyle geçen bu üç ayın beni bir birey olarak güçlendirdiğini ve perspektifimi genişlettiğini söyleyebilirim. Önümde hala uzun bir gönüllülük dönemi var ve bu yolculuğun bana ne getireceğini çok merak ediyorum. Fakat bu deneyimin şimdiden benim için hayatımın en eğitici ve değerli dönemlerinden biri haline geldiğinin farkındayım.

Ipek Ahmetoglu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.