Pek çok kişi için yurt dışına gönüllü olarak gitmek bir hayal gibi geliyor. Yeteneklerinizi ve becerilerinizi topluluk gelişimine katkıda bulunacak ve yeni kültürü keşfederken birlikteliği güçlendirecek şekilde uygulama fırsatı bulmak mı? Ulaşılmaz gibi gelebilir. Muhteşem ama bir o kadar da korkutucu.
Yani muhteşem ve korkutucu oldukları kendi açılarından doğru. Hanoi’de geçen 3 aydan sonra sizlere SASID projesinin gerçekten de muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Ne acaba bu SASID diye düşünüyor olabilirsiniz fakat muhtemelen bunu okuduğunuza göre ne olduğuna dair de eminim birkaç fikriniz vardır. İsmin kendisi Sürdürülebilir ve Kapsayıcı Kalkınma için Dayanışma Eylemi anlamına geliyor ve bu da proje hakkında size zaten bir şeyler anlatıyor. Ancak konuyu daha da açacak olursak, SASID gönüllüleri yerel gönüllülerle birlikte daha fazla kapsayıcılığı, iklim eylemini, çevre bilincini teşvik etmek ve uzun vadeli sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için çalışmakta. Hanoi’de bunların hepsini yapmak için birçok fırsat bulunuyor. Mesela ben bir meslek yüksekokulunda ve bir meslek ortaokulunda çalışıyorum ve diğer gönüllü arkadaşlarımla birlikte İngilizce öğretiyorum.
Bizim görevimiz dersleri hazırlayıp destekçimiz olarak hareket eden öğretmenlerle birlikte onları yönlendirmek. Ev sahibi kuruluşumuz CSDS, aynı zamanda gönüllülerle birlikte Vietnamlılara da İngilizce becerilerini geliştirmeleri için uygun fiyatlı birebir İngilizce dersleri sağlıyor. Elde edilen kar, dezavantajlı geçmişe sahip öğrenciler için oluşturdukları fona aktarılıyor. Bu seçeneklerin dışında, bir anaokulunda ve Vietnam Friendship Village’da gönüllü olarak da çalışabilirsiniz.
Son söylediğim, Agent Orange’dan etkilenmiş ve bu nedenle engelli hale gelmiş Vietnamlı çocuklar ve yetişkinlerle çalışma fırsatı bulabileceğiniz özel bir projedir. Oradaki sınıflarda öğretmenlere yardım edebilir, sakinler için etkinlikler düzenleyebilir ve de kendi fikirlerinizi hayata geçirebilirsiniz. SASID projesi ESC İnsani Yardımın bir parçası olduğundan bu katılım sağlamak için yüz yüze insani yardım eğitimini tamamlamış olmanız gerekir. Fakat bu durum ayrıca her gönüllünün Avrupa Komisyonundan fon aldığı anlamına gelir ve böylece kendinizi tamamen gönüllülüğe adayabilmenizi sağlar.
Bunların hepsi tıpkı dediğim gibi muhteşem fakat eğer daha önce gönüllülük yaptıysanız eminim aynı zamanda ne kadar göz korkutucu olabileceğinin de farkındasınızdır. Bambaşka bir kültür, yeni bir dil ve yabancı insanlar… Tüm bunlar çoğumuz için oldukça stresli. Hanoi’ye geldiğim günü hala hatırlıyorum. Gelin size anlatayım.
Burada deneyimlediğim ilk büyük farklılık Vietnam’a geldiğim zamanki havaydı. Uzun yolculuktan ötürü yorgun bir şekilde uçaktan dışarı adımımı atmamla kendimi Eylül ayında Hanoi’ye gelenler için tipik bir deneyim olan sıcaklık ve nem dalgasının ortasında buldum. Uçaktan inişimden önce birkaç araştırma yapmıştım bu yüzden neyle karşılaşacağımın farkındaydım ama daha önce hiç böyle bir havaya tanık olmadığımdan böyle hissettirmesine şaşırmıştım. Sonra, pasaport kontrolüne doğru ilerlerken, önüme çıkan şey yazılı dil oldu – Latin alfabesinin kullanımı nedeniyle tanıdık, ancak kalkıştan birkaç gün önce öğrenmeye başladığınız altı tonun görsel varlığı nedeniyle yabancıydı (ve henüz bilmediğiniz sesli harflerin varlığından ve telaffuzunun zor olmasından bahsetmiyorum bile – henüz o derslerle tanışmamıştım). Pasaport kontrolünden geçip bagajınızı aldıktan sonra, Hanoi’nin kendine has kaotik havasını deneyimlemeye başlayacaksınız. Pek çok taksici size yaklaşıp iyi bir fiyata sizi şehre götürmeyi teklif edecek.
Bir gönüllü olarak şanslısınız ki iyi bir fiyatın tam olarak ne olduğu konusunda endişelenmenize gerek yok. Ev sahibi kuruluş CSDS sizin için ulaşımı ayarlayacak. Arabaya bindiğinizde zaten biraz terlemiş olacaksınız ki nihayet biraz rahatlama ve yol boyunca şehrin bir kısmını seyretme fırsatınız olacak. Ya da uyur, bir şeyler okur veya müzik dinlersiniz.
Belki de tamamen başka bir şey. Yalnızca uzun yolculuğunuzun ardından dinlenmeye odaklanın. Vardığınızda bavulunuzu odanıza taşımanıza yardım edecek, size ev hakkında bilgilendirmeler yapacak ve ardından size mahalleyi gezdirecek bir personel tarafından karşılanacaksınız. Ayrıca yerel bir sim kartınız olacak. Sonrasında yeni yatağınızda dinlenebilirsiniz. Dinlenmek yerine yeni ev arkadaşlarınızla tanışmayı tercih ederseniz, buyurun. Gerçi geldiğiniz vakit sabah veya öğleden sonraysa şansınızı kaçırmış olabilirsiniz çünkü genellikle gönüllülerin çoğu o vakitlerde meşgul olur. Bu durumda haftada en az bir kere ekip buluşması için gitmeniz muhtemel olan yer olan SOCI Hub Café’ye uğrayabilirsiniz. Orada neredeyse her zaman ya gönüllülerden biri ya da yerel personelden birileri bulunur. Eğer gerçekten de şanssızsanız orası da kapalıdır, bu durumda gönüllülerin sohbet grubuna mesaj atabilirsiniz. Buradaki insanlar oldukça açık fikirlidir eminim ki en azından bir kişi sizinle konuşmak ve takılmak için müsait olacaktır! Eğer birlikte kalacağınız gönüllülerden hiçbiriyle hemen tanışamasanız bile bunu bir sonraki yemekte kesin yaparsınız.
Gördünüz mü? Her ne kadar başlarda biraz korkutucu olabilse de burada sizlere bu yolculuğunuz boyunca destek olacak bir sürü kişi var! Ama şundan emin olabilirsiniz ki yurt dışında gönüllülük yapmak, özellikle de Hanoi’de, yalnızca bir hayalden ibaret ya da ulaşılmaz bir şey değil, bana güvenin bir zamanlar ben de aynısını düşünmüştüm. Üniversitemin son senesinde yatağımda oturmuş dizüstü bilgisayarımdan SASID projelerinin açıklamalarına baktığım günleri hatırlıyorum. Uzun zaman önce bir yıl ara verip o yılı gönüllülük çalışmalarına adamaya karar vermiştim. Ancak yine de gerekli becerilere sahip olmadığımı hissediyordum. Sahtekârlık (yetersiz yetenek) sendromu, bazen insanı öyle bir etkisi altına alabiliyor ki. Yine de bununla mücadele etmek ve kendinize inanmak önemli! Bu düşünceyle hareket ederek birkaç projeye başvurdum. Kısa süre sonrasında da “Hoş Geldiniz!!” yanıtını aldım.
ICJA’dan Clara’yla ve CSDS’ten Phương ile her ikisi de oldukça iyi ve bilgilendirici geçen görüşmelerimin ardından kararlarını beklemem gerekti. Benim için muhtemelen en stresli geçen kısım bu bekleme süreciydi. Sonuçta benim elimde olan bir şey değildi. Birkaç haftanın sonunda kararları elime ulaştı – seçilmişim!
Eylül ayında buraya geldiğimden beri birçok şey yapma ve farklı projelerde kendimi deneme fırsatım oldu. Genel olarak ilk haftam tam olarak bu şekilde geçti, hangi projelerin senin için en iyisi olduğunu bulmak, o ve tabii cuma gününde yapılan şehir turu. Anaokulunda, Friendship Village’da ve çeşitli öğretmenlik projelerinde çalıştım. İlk ikisi pek bana uygun olmasa da sonuncularından bazılarını, özellikle meslek yüksekokulunda ve meslek lisesinde öğretmenlik yapmayı, bugün bile hâlâ sürdürüyorum. Dersler öğrencileri konuşmaya teşvik etme amaçlı yapıldığından hem onlara hem de seviyelerine en uygun aktiviteleri bulmaya çalışıyoruz (evet biz, yalnız çalışmıyorum!).
Dahası CSDS, yakın zamanda Dil Laboratuvarları’nı (Language Labs – LLs) hayata geçirdi. Öğrenci adayları, dili ve o dili öğretecek gönüllüyü seçip kendilerine SOCI Hub Café’de birebir ders ayarlayabiliyorlardı. Ücreti oldukça uygun olan ve tamamı, dezavantajlı Vietnamlı öğrenciler için CSDS’nin burs programı Bright Future Fund’a aktarılan bu fon, öğrencilerin öğrenim ücretlerinin bir kısmını karşılıyor. Ayrıca, birden fazla gönüllü tarafından organize edilen ve bir grup Vietnamlının katıldığı Topluluk Kursları da bulunmaktadır. Öğrenmeye oldukça hevesli olduklarından bu onları muhteşem birer öğrenci yapıyor. Ancak, Topluluk Dersleri üzerinde çalışma zamanım henüz gelmedi, bu yüzden bunu belki başka bir zaman daha detaylı olarak anlatırım.
Kasım ayında da Youth for Earth Club (Yeryüzü için Gençlik Kulübü – YFE) adında heyecan verici bir projeye daha başladık. Bu, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda tutkulu gençlere yönelik bir topluluk. Buradaki fikir, küçük eylemler yoluyla yerel toplulukta iklim değişikliği konusunda farkındalığı artırmak ve bu sayede genel nüfusun zihniyetinde bir değişim yaratmaktır. Başlangıç toplantısında iklim değişikliğiyle ilgili tercih ettiğimiz konuları seçebildik ve her birinde en az 1 uzun dönemli gönüllü bulunan gruplar oluşturduk. Her grup kendi tematik aktivitelerini gerçekleştirecekleri bir ay seçti. Ben ve grup arkadaşlarım, Mart ayında yapmak için konumuzu hava kirliliği ve çevre dostu ulaşım olarak seçtik.
CSDS’in bir parçası olmak yalnızca gönüllülükten ibaret değil. Onlar sayesinde elçilikler tarafından düzenlenen seminerlere de davet edildik. Mesela Ekim ayında Danimarka elçiliği tarafından düzenlenen sürdürülebilir moda konulu bir seminere davet edildik. Moda endüstrisi ve onu daha sürdürülebilir yapmak için neler yapabileceğimizi öğrenme fırsatına erişmek harikaydı. Ya da Eylül ayı buraya gelişimizden hemen sonra Dünya Temizlik Günü’ne katıldık. Bunlar ve daha fazlası için her ay SASID projesi aktivitelerini paylaştığımız CSDS’in sosyal medya hesaplarını kontrol edebilirsiniz.
Ama en önemlisi, bu deneyim toplulukla ilgilidir. Burada, üzerinizde uzun süre kalıcı etkiler bırakacak insanlarla tanışabilir ve fark yaratmaya odaklanan bir topluluğun parçası olabilirsiniz. Bunun gerçekten de çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Birlikten güç doğar ve ancak birlikte anlamlı ve sürdürülebilir bir değişim yaratabiliriz.
Marta Jowko