Altı ayımı İzmir’de geçirdikten sonra gönüllülük yolculuğumun sonuna gelmiş bulunuyorum. Bu deneyim bana pek çok farklı alanda çok şey kattı. Ancak her şeyden önemlisi, hayatım boyunca kalbimde taşıyacağım harika insanlarla tanışma fırsatı verdi.

Başlangıçta, bazen hiç İngilizce bilmeyen katılımcılara ders verecek olmak beni biraz endişelendiriyordu. Ancak zamanla her dil dersi ve konuşma kulübü, benim için keyifli paylaşımların ve güçlü bağların kurulduğu özel bir ortama dönüştü. Haftalar geçtikçe katılımcıların İngilizce seviyelerinin geliştiğini görmekten büyük mutluluk duydum. Aynı zamanda ben de topluluk önünde konuşma konusunda kendime daha fazla güven kazandım ve bu atölyeleri planlama ile yürütme konusunda önemli ölçüde geliştim.

Ortaokul ve lise öğrencileriyle gerçekleştirdiğimiz etkinlikleri de çok sevdim. Çünkü bu çalışmalar, benim için gerçekten büyük önem taşıyan konulara odaklanıyordu. Bu nedenle hem öğrencilerle bir araya gelmek hem de bu konular üzerine birlikte çalışmak benim için oldukça anlamlı ve değerli bir deneyimdi.

Buradan ayrılırken özleyeceğim o kadar çok şey var ki… Türk insanının samimiyetini ve mizah anlayışını, Karataş’taki kafelerden izlediğim gün batımlarını, her köşe başında karşıma çıkan birbirinden lezzetli yemekleri… Ve elbette dünyanın en sevdiğim mahallesi hâline gelen Buca’daki yaşamımı.

Buca’daki günlük hayatıma gerçekten hayrandım. Mahalle esnafını tanımak, onlarla sohbet etmek ya da sabah dükkânlarının önünden geçerken sadece gülümseyip selamlaşmak bile günümün en güzel anlarından biriydi. Tüm bu anılar, hayatım boyunca benimle birlikte yaşayacak çok değerli hatıralar olarak kalacak.

Neyse ki bu sadece bir “hoşça kal”. Bir gün çok yakında yeniden döneceğimi biliyorum. 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.